|
HUZUR PINARI ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...” ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...” www.huzurpinari.com www.serenityfountain.org 30.8.2006 |
|
Kâdî Ebül Hasen, Ebû Hüreyre'den “radıyallahü teâlâ anh” rivâyet eder. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri bir gün Eshâb-ı güzîn “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” ile oturmuşlardı. Konuşma esnâsında, hazret-i Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki: Yâ Resûlallah! Senin hakkın için ki, ömrümde hiç saneme [puta] secde etmiş değilim. Babam Ebû Kuhâfe, bir gün beni alıp, puthâneye götürdü. Bunlar senin ilâhındır, bunlara secde eyle, dedi. Beni oraya koyup, gitdi. Ben ileri vardım. Saneme [puta], karnım açdır, bana yiyecek ver, dedim. Cevâb vermedi. Su istedim. Cevâb vermedi. Elbisem yok, bana elbise ver, dedim. Cevâb vermedi. Elime bir taş alıp, bu taşı senin üzerine atarım, eğer ilâh isen mâni’ ol, dedim. Cevâb vermedi. Taşı atıp, saneme [puta] vurdum. Yüzü üzeri düşdü…
Babam gelip, gördü. Bana dedi: Ey oğul. Niçin böyle edersin? Elimden tutup, eve götürdü. Anneme durumu anlatdı. Annem dedi ki, bunu kendi hâline bırakalım. Bunun hakkında, Allahü teâlâ tarafından bana hitâb gelmiştir. Eseri zuhûr edecektir. Sonra ben anneme sordum. Benim için sana gelen hitâb ne idi. Annem dedi ki: Seni doğurmam yakın olduğu gece, ağrı tutup, ızdırâba düşdüm. Hâtıfdan bir ses geldi ki: Ey hâtun! Müjdeler olsun sana ki, senden bir vücûd zuhûra gelecekdir. Yerde adı (Atîk) ve semâda (Sıddîk) ve hazret-i Muhammed'e “sallallahü aleyhi ve sellem” yâr ve refîk olacakdır, dedi. Ebû Hüreyre “radıyallahü teâlâ anh” der ki, Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” sözünü tamamladı. Cebrâîl aleyhisselâm nâzil olup, hazret-i Resûlullaha “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sâdık Ebû Bekr, dedi. Ya’nî Ebû Bekr gerçek söyler, diye üç kerre tekrâr etti. [Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn] |
|
Peygamber efendimiz, az kelime ile çok şey anlatırdı. Yüz binden ziyâde hadîs-i şerîfi, Onun (Cevâmi-ul-kelîm) olduğunu göstermekdedir. Ba’zı âlimler dediler ki, Muhammed aleyhisselâm, islâm dîninin dört temelini, dört hadîs-i şerîfle bildirmişTir. Bunlar:
1 - (Ameller niyyetlere göre değerlendirilir.) 2 - (Helâl meydândadır, harâm meydândadır.) 3 - (Da’vâcının şâhid göstermesi ve da’vâlının yemîn etmesi lâzımdır.) 4 - (Bir kimse, kendine istediğini, din kardeşi için de istemedikce, îmânı kâmil olmaz.) Bu dört hadîs-i şerîften birincisi, ibâdet bilgilerinin, ikincisi, muâmelât bilgilerinin, üçüncüsü, husûmât, ya’nî adâlet işlerinin ve siyâset bilgilerinin, dördüncüsü de, âdâb ve ahlâk bilgilerinin temelidir. [Huzur Pınarı Mail Grubu] |
|
Sual sormanın sevabı Sual:
Gazetelerdeki veya radyolardaki hocalara sual sormanın vebali var mıdır?
CEVAP İşe yaramayan lüzumsuz suallerin vebali olur. Ama lüzumlu sual sormak çok sevaptır. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (İlim, hazinedir. Anahtarı sual sormaktır. Sual sorun ki, rahmete kavuşun. Sual sormakla dört kişi sevap alır: 1- Sual soranlar. 2- Cevap verenler. 3- Dinleyenler. [Gazetelerde, maillerde bunları okuyanlar, Radyolarda ise dinleyenler.] 4- Bunları sevenler.) [Adam gazete alamıyordur, yahut bilgisayarı maili yoktur, okuyamıyordur. Radyoyu o saatte dinleyemiyordur. Ama gazete alsaydım veya benim de bilgisayarım olsaydı da bu sual cevapları okusaydım, yahut radyoda konuşulurken o saatte müsait olsaydım da dinleseydim diyenler diğerleri gibi sevaba kavuşur. Mesela Osman Ünlü hoca konuşuyor, dinleyemiyorsak, ama (Ne iyi, nakle uygun suallere cevap veriliyor, Osman Ünlü hocadan ve Osman Ünlü hocaya o imkanı verenlerden Allah razı olsun) denirse, sevapta ortak olur.] |
|
GÜNÜN SÖZÜ
“Her şeyi Allah için yapmalıdır. Dünya menfaati girmemelidir.”
|