|
HUZUR PINARI ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...” ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...” www.huzurpinari.com www.serenityfountain.org 11.9.2006 |
|
Âlemlerin, şaşılacak bir nizâm içinde olduklarını görüyoruz. Fen, her sene bunların yenilerini bulmaktadır. Bu nizâmı yaratanın, (Hay) diri, (Âlim) bilici, (Kâdir) gücü yetici, (Mürîd) dileyici, (Semî) işitici, (Basîr) görücü, (Mütekellim) söyleyici ve (Hâlık) yaratıcı olması lâzımdır. Çünki, ölmek ve câhil olmak ve gücü yetmemek ve zorla yapmak, sağırlık ve körlük ve söyliyememek, birer kusûrdur, utanılacak şeylerdir.Bu kâinâtı, bu âlemi, bu nizâm üzere yaratanda ve yok olmaktan koruyanda, böyle kusûrlu sıfatların bulunması olacak şey değildir.
Atomdan yıldızlara kadar her varlık birer hesâbla, kanûnla yaratılmıştır. Fizikte, kimyâda, astronomide ve biyolojide keşf edilebilen kanûnlardaki, bağlantılardaki nizâm, akıllara hayret vermektedir. Darwin bile, (Gözün yapısındaki nizâmı, incelikleri düşündükçe, hayretden tepem atacak gibi oluyor) demek zorunda kalmıştır. Hava, yüzde 78 azot, 21 oksijen ve 1 soy gazlar karışımıdır. Bileşik değil, karışımdır. Oksijen yüzde 21'den çok olsaydı, ciğerlerimizi yakardı. 21'den az olsaydı, kandaki gıdâ maddelerini yakamazdı. İnsanlar ve hayvanlar, yaşayamazdı. Bu 21 mikdârı, her yerde ve yağmurda değişmiyor. Bu ise büyük ni'mettir. Allahın varlığını, kudretini ve merhametini göstermiyor mu? Bu hârika yanında, gözün yapısı hiç kalmaktadır. Fen bilgilerinde okutulan bütün kanunları, ince hesapları, formülleri yaratan, hiç noksan sıfatlı olur mu? Bundan başka, adı geçen kemâl sıfatlarını, mahlûklarında da görüyoruz. Bunları, mahlûklarında yaratmıştır. Bu sıfatlar, kendisinde bulunmasaydı, mahlûklarda nasıl yaratabilirdi? Kendisinde bulunmasaydı, mahlûkları Ondan dahâ üstün olurlardı. [Herkese Lâzım Olan Îmân] |
|
Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri buyurdu ki:
Her Peygamber, kendi zamânında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden, her bakımdan üstündür. Muhammed “aleyhisselâm” ise, her zemânda, her memleketde, ya’nî dünyâ yaratıldığı günden, kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek, bütün varlıkların, her bakımdan en üstünüdür. Hiç kimse, hiçbir bakımdan Onun üstünde değildir. Bu güç birşey değildir. Dilediğini yapan, her istediğini yaratan, Onu böyle yaratmışdır. Hiçbir insanın Onu medh edecek gücü yokdur. Hiçbir insanın, Onu tenkîd edecek iktidârı yokdur. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Muhammed Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, mahbûb-i Rabbil’âlemîndir. Ya’nî Allahü teâlânın sevgilisidir. Her şeyin en iyisi, sevgiliye verilir. Âhıretde azâblardan kurtulmak ve sonsuz se’âdete kavuşmak, ancak geçmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe uymakla olur. Onun izinde ilerliyenlerin büyükleri, İsrâîl oğullarının Peygamberlerine benzetildi. Peygamberlerin en üstünleri olan ülül’azm Peygamberler “salevâtullahi aleyhim ecma’în” Onun yolunda olmağı istemişlerdir. Mûsâ “aleyhisselâm” Onun zamânında bulunsaydı, Onun yoluna girmekden başka birşey yapmazdı. Îsâ aleyhisselâmın gökden ineceği ve Allahü teâlânın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular ve Cennetdekilerin çoğu bunlar oldu. Ona uydukları için, âhıretde, bütün ümmetlerden önce Cennete girecekler, Cennet ni’metlerine kavuşacaklardır. Böyle dahâ nice üstünlükleri vardır. Bunun için, O yüce Peygamberin sünnetine uyunuz ve ahkâm-ı islâmiyyeye yapışınız! Ona ve Onun Peygamber kardeşlerinin hepsine en üstün düâlar ve en yüksek selâmlar olsun! [Huzur Pınarı Mail Grubu] |
|
MELEKLER CENNETTEDİR
Sual:
Melekler Cennete girecekler mi? Hiç biri yiyip içmediğine ve evlenmediğine göre, Cennete girmeleri abes olmaz mı? Girseler bile, Cennetten ne zevk alacaklardır?
CEVAP Meleklerin hepsi Cennete girecektir. Melekler de sayısız nimete kavuşacaklardır. Kulağın zevki ayrı olduğu gibi, gözün zevki, burnun zevki, kalbin zevki de farklıdır. İnsan güzel bir manzara seyretse, yemek yemesinden daha çok zevk alabilir. Çocuk oyundan öyle zevk alır ki yiyip içmek hatırına bile gelmez. Cennette enbiyanın ve evliyanın ve Resulullah efendimizin öyle güzel sohbetleri olacak ki, bir çok nimetten üstün olacaktır. Ahirette cehennemliklerin en büyük azapları cehennem ateşi değildir. Allahü teâlâyı kahır ve celal ile, yani şiddetli azap edici olarak görmeleridir. Bu görme çok şiddetli ve büyük bir azap olacaktır. Cehennemde çekilen bütün azaplardan daha büyük bir azap olacaktır. Cehennemdeki çeşitli azaplar, bunun yanında çok hafif kalacaktır. Kâfirler Allahü teâlâyı o halde görmekten ise, cehennemi tercih edeceklerdir. Cennettekilere, lütuf ve cemal ile yani büyük bir nimet, büyük bir zevk olarak görünecektir. Cennetteki bütün büyük nimetler, Allahü teâlâyı görmenin yanında çok hafif kalacaktır. Melekler Cennette sohbetlere katılacak ve Allahü teâlâyı görerek en büyük nimetlere kavuşacaklardır. En büyük nimetler, yiyip içme nimetiyle kıyas bile edilmez. |
|
GÜNÜN SÖZÜ
“Sevap kazanmak çok mühim, kazanılan sevapları kaybetmemek daha mühimdir.”
|